Washington'da Trump'lı yılları kapatırken

Sayılı gün çabuk geçiyor sözünün aksine Donald Trump'ın dört yılının göz açıp, kapayıncaya kadar geçtiğini iddia etmek pek doğru olmayacaktır. 

Hemen herkesin büyük ailesinde bulunan ve sosyal medyaya komplo teorileri yazıp, bütün dünyanın 'büyük resmini’ her gün çözen yaşlı amca veya dayının yerine, ABD halkı dört yıldır Trump'ın 'terörünü' yaşadı. 

Gecenin ilerleyen saatlerinde kendisine yakın Fox Haber'deki yorumcuların yalan, yanlış 'muhabbetini' görüp, hiçbir doğruluğu olmayan bazı 'gerçekleri' yüz milyonlarca insanın kafasına boca etmekten hiç çekinmedi. Bazen kendi emrinde çalışan diplomatları aynı tweet mesajları ile tehdit etti, diğer zamanlar kendi aleyhine yorumlanacak gerçekleri Kongre'de anlatan cesur yetkilileri hain ilan etti. 

Ülkenin kurumlarına saldırdı. FBI, CIA, NASA veya Kongre.. Onun için farkı yoktu. Kendisine karşı gelen herkese hakaret etti. Ama görünmez düşman virüs ile baş edemedi. Belki fiziken kendisinin de yakalandığı salgını yendi, ama geri kalan ülkeye dağılan virüs sonunda onu da yere sermeyi başardı. 

Trump'ın seçimleri kazanması ve sonrasındaki günler o zamanlar hemen hergün günlük basın toplantıları için gittiğimiz ABD Dışişleri Bakanlığı’nda da 'dehşet' ile karşılanmıştı. Basın toplantısı yapılan odanın bulunduğu birinci katta, Dışişleri Bakanlığı yetkilileri özellikle öğlen üstü brifing saatlerinde kafalarını kapılardan çıkartarak adeta brifinge gelen muhabirler ile seçimi kazanan ama Bakanlığa halen bir ekip gönderemeyen Trump'ın dedikodusunu yapmaya hazır gibiydiler, 

ABD'nin taşrası, adetini bilmediği ama seçim kampanyalarınca sürekli aşağıladığı Washington elitlerini yenmeye gelmişti. Bunun içinde Washington'daki muhafazakar elit de bulunuyordu. Daha Trump kazanmadan, kampanya döneminde 'Never Trump' mektubunu imzalamış ve ''Trump ile Asla'' diyerek, onun altındaki yönetimde çalışmayacaları yeminini eden tam 149 Cumhuriyetçi ve muhafazakar eski devlet adamı vardı.

Bu birinci sınıf dış politika uzmanlarının çoğu yeminine sadık kaldı. Ve bunlar arasında tek bir kişi 'Trump ile asla olmaz' demesine rağmen 'olur, niye olmasın' diyerek Trump yönetiminde görev aldı. O isim James Jeffrey idi. Jeffrey sadece yönetimde iş almadı, Trump'ın dışarıdaki en önemli ve görünür sesi de oldu. Jeffrey, Türkiye ile ilişkilerde, Trump'ın Erdoğan ile anlaşmasını kağıda döken, Pentagon'un itirazlarını aşan isim oldu.

2010 yılından beri düzenli olarak ABD Dışişleri Bakanlığı’na giden bir gazeteci olarak özellikle son iki yılda ABD Dışişleri Bakanlığı'nın da, ABD'nin diğer kurumları gibi nasıl da içinin boşaltıldığının şahidi olmak da bize nasip oldu.

Trump, kendisinin de beklemediği bir şekilde başkan olduğu belli olduktan haftalar sonra dahi Dışişleri Bakanlığı’nda devir-teslim işlerine başlayamaması, en temel noktalara yemin ettikten aylar sonra dahi atama yapamaması, 'güvenebileceği' isim bulmakta zorlanmasının sonucu idi. Taşralı muhafazakarlar, komplo teoriciler, tacirler Washington'a, ABD'yi daha iyi yönetmek için gelmiş ama devleti yönetecek kapasitede elemanları olmadığını görmüşlerdi.

Trump, 'neden bunca makam boş' sorularına, birkaç kez 'çünkü az adamla iş yapmayı seviyorum' çerçevesinde cevaplar verdi. Doğrusu, üst kademeyi zaman geçtikçe kendine yakın yandaş, siyasileri bulup, atayabilse de, Kongre'deki siyasetçileri kendisinin kölesi hale getirse de, orta kademede profesyonel kariyer sahibi ve Trump'a bağlılığını sunacak kimse pek bulamadı.

Dışişleri Bakanlığı da, Trump'ın daha ilk haftalarından itibaren 'profili düşük' bir bakanlığa doğru evrileceğinin işaretleri verilmişti. İlk Dışişleri Bakanı, Exxon Petrol İşletmelerinin eski CEO'su Rex Tillerson, geldiği günden itibaren kariyer diplomatlarının birçoğu atıl hale getirmişti. Tillerson basına konuşmuyor, basın brifingleri daha en baştan her gün yerine haftada üçe sonradan da ikiye düşürülüyordu. 

Tillerson, Trump'ın 'emir eri olmayı' ret etmişti ama bir taraftan Trump'ın damadı Jared Kushner, Dışişleri Bakanlığı’nın işlerini kendi portföyüne alıyordu, diğer taraftan Trump dış politikayı da kendi twitleri ve telefonu ile idare ediyordu. Tillerson'ın kısa bir zaman içinde, Trump'ın güvenine mazhar olmadığı dünya etrafında anlaşılmış ondan dolayı etkisi de azalmıştı.

ABD Dışişleri Bakanlığı’nda söylenen cümlelerin etkisi, artan Trump'ın tweet sayılarına zır şekilde azalmaya devam etti. Trump'ın dört yıllık başkanlığında Erdoğan referandumu ilan etti ve genel seçimleri 2018 yılında, halen olağanüstü hal devam ederken yaptı. Referandumda ABD Dışişleri Bakanlığı 'endişe' bildirirken, Trump tebrik ediyordu. 

Foggy Bottom'daki eski binada her gün saatlerce hemen bütün muhabirlerin sorularını cevaplayan birifingler azaldı ve yerine daha çok Beyaz Ev'dekine benzer, soru sorabilmenin zorlaştığı, azaltıldığı bir dönem geldi. 

Bu durum ilk yıllarda Beyaz Ev'deki basın brifinglerinin zamanla seyrekleşmesine ve pandemi ile birlikte tamamen ortadan kalkmasına kadar gitti. 

Pandemi, adeta Trump yönetiminin sorgusuzluk-sualsizlik talebinin mazereti oldu. Pandemi döneminde çok rahatlıkla telefonla bu basın toplantıları yapılabilecekken, bu da yapılmadı. 

Bakanlığa gönderilen sorular cevapsız kaldı çoğu zaman, veya 'bir Dışişleri Bakanlığı sözcüsü' olarak isimsiz açıklamalar yaptı. İnsan hakları ve özgürlükler soruları giderek gereksiz bir hale geldi. Zira ABD'nin kendi başkanı, sabah-akşam basına 'halkın düşmanı' diyerek ve bağırarak saldırısına devam ederken, aynı başkanın dışişleri bakanlığının başka bir ülkede basın özgürlüğü hakkında verebileceği açıklamalar bir gülümseden başka çok da bir etki yaratmadı. 

Obama döneminde basın özgürlüğü hakkında Beyaz Ev'den veya Dışişleri Bakanlığından gelen açıklamalar anında Ankara'da tepki yaratır ve can sıkıntısı belli edilirken, Washington'dan çok seyrek olsa da gelen bu isimsiz açıklamaların hiç bir etkisi kalmamıştı. 

Trump, muhtemelen ABD tarihinin en kötü başkanı idi. Yeniden seçilse ABD'nin parçalanması ufukta belirecek idi. Ülke halen derinden bölünmüşlük içinde olsa da, ikinci dönem başkanlığa dahi oynaması beklenmeyen, yani hemen hiçbir siyasi hesap peşinde koşmayan, hayatının son demlerindeki Biden, ABD'nin başına şu dönemde gelmiş en iyi şey de olabilir. 

Trump'ın dört yılını bitirdik ama eminim kırk yıl daha insanlar dönecek ve ABD'nin bu en kötü başkanının, rezalet yıllarını konuşacak. 


@Ahval Türkçe

Bu makale yazarın görüşlerini yansıtır. Ahval’in yayın politikası ve editoryal bakış açısı ile her zaman uyumlu olmak zorunda değildir.