Kemal Derviş: Kovid-19 insanoğlunun dayanışmasını test ediyor

Eski başbakan yardımcılarından ve eski BM Gelişim Fonu Başkanı Kemal Derviş, Kovid-19 krizinin eşi görülmemiş derecede insanoğlunun dayanışmasını test ettiğini belirtiyor. 

Project-Syndicate adlı internet sitesindeki makalesinde Derviş, "Zenginler - ya da gerçekten istikrarlı gelirleri ya da tasarrufları olanlar - yoksulları ve ekonomik güvenceleri olmayan ülkeleri destekleyecek mi, ölüm oranı daha düşük olan gençler, yaşlıları korumak için fedakarlık yapacak mı, zengin ülkelerdeki insanlar fakir ülkelere kaynak transferini kabul edecek mi?’’ diye soruyor.

Derviş, her üç soruya da evet cevabı verilmesi durumunda 40 binden fazla insanı öldüren ve küresel ekonomiyi sekteye uğratan salgının etkisinin en aza indirebileceğini belirtiyor. 

İlk test şeklinin gelir grupları arasında fark gözetmeksizin herkesin bu hastalığa yakalanması olarak gösteren Derviş, Kovid-19’un İngiltere başbakanı ve veliaht prensi, profesyonel sporcular ve birden fazla Hollywood ünlüsüne bulaşmasını örnek olarak gösteriyor. 

Ancak, süresiz iş kapatmaları ve tecritler gibi halk sağlığı önlemlerinin ekonomik sonuçlarının düşük gelirli gruplar, saatlik çalışanlar ve uzaktan çalışamayanlar da dahil olmak üzere daha az ekonomik bağımsızlığa sahip gruplar üzerindeki etkisinin daha ağır olacağını vurgulayan Derviş, hükümetlerin salgının ekonomik zararını dengeleme ile ilgili stratejiler tasarlarken bu farklılıkları göz önünde bulundurmaları gerektiğini aktarıyor.

Derviş, "Gelir grupları arasında dayanışma oluşturmak için liderlerin savaş zamanlarında ortak fedakarlığı kolaylaştıran özverili bir vatanseverliği teşvik etmelerini gerektiriyor. (uluslararası dayanışmayı zayıflatan dar görüşlü milliyetçiliği reddetmek)’’ diyor.

Bugün test edilen ikinci boyutun kuşaklar arası dayanışma olduğunu anlatan Derviş, tecrit önlemlerinin ekonomik (ve sosyal) sonuçları göz önüne alındığında, Kovid-19'un ciddi komplikasyonlarına karşı savunmasız olan, ancak daha düşük oranlarda ölen genç nesillerin uzun vadeli işbirliğini sağlamanın kolay olmayabileceğini vurguluyor.

Üçüncü Kovid-19 dayanışma testinin ise ‘başarılması en zor olan’ şeklinde yorumlayan Derviş, siyasi liderlerin ülkelerinde daha fazla dayanışma talep ettikleri ve ulusal ekonomilerin ciddi kayıplar yaşadığı bir dönemde, gelişmekte olan ülkelere cömert kaynak aktarımının zor olacağını belirtiyor. Derviş buna örnek olarak ise Fransa ve Almanya gibi ülkelerin kritik tıbbi ekipmanların ihracatını sınırlı tutması ya da yasaklamasını gösteriyor. 

Zengin ülkelerin bu süreçte ekonomilerinden yüzde 10’luk bir daralma yaşanması durumunda dahi, salgın öncesi gelişmekte olan ekonomilerden 10 kat daha güçlü durumda olacaklarını aktaran Derviş, fakir ülkelerde Kovid-19’un kontrol altına alınamaması durumunda virüsün zengin ülkelerde tekrar ortaya çıkacağını belirtiyor. 

"Dolayısıyla gelişmekte olan ülkelerle dayanışma hem ahlaki hem de uzun vadeli bir vizyon meselesidir’’ diyen Derviş, bu dayanışma testinden geçilememesi durumunda ülkeler arası ilişkilerde derin psikolojik yaralar oluşacağını ve pandemiden çatışmalara herkesi tehdit edecek her türlü aşırılığın ve yeni krizlerin yolunun açılacağının altını çiziyor. 

Gelişmiş ülkelerin, Kovid-19 salgınının ekonomik sonuçlarına karşı önlemler alırken, gelişmekte olan ülkelere yardımcı olacak stratejiler geliştirmek için uluslararası kurumlarla da çalışmaları gerektiğini ifade eden Derviş, Uluslararası Para Fonu'nun önerdiği gibi derhal likidite sağlamanın iyi bir ilk adım olacağını ifade ediyor.

Kemal Derviş, hibe ve başka tür borç affına da ihtiyaç duyulacağını belirtiyor. Derviş’e göre uluslararası kurumlar tüm ülkelerin ihtiyaç duydukları tıbbi ekipman ve gıda dahil diğer destekleri de derhal sağlamalı. 

Derviş makalenin sonunda ise şu görüşleri dile getiriyor:

"Dünya, onlarca yıllık ekonomik ve finansal küreselleşmenin, tüm insanları birbirine bağlayan sosyal, ahlaki ve kişisel bağların daha derin bir anlayışa yol açıp açamayacağını bulmak üzeredir. Sadece bu bağları güçlendirerek, hiper verimlilik ve kısa vadeli kazanç hizmetine dayalı kırılgan ve çatışmacı sistemimizi ekonomik, kuşaklar arası ve uluslararası dayanışmaya dayalı daha sürdürülebilir düzenlemelerle değiştirebiliriz.’’

@Ahval Türkçe