Erdoğan'ın Kuzey Kıbrıs'taki 'laiklik' sözleri ters tepti

Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Tayyip Erdoğan'ın, Kuzey Kıbrıs'ta Anayasa Mahkemesi'nin "Kur'an kurslarını yasakladığı” iddiasına dayanarak yaptığı açıklamalar, adada sert tepkilere yol açtı.

Kıbrıslı siyasetçiler Erdoğan'ı eleştirirken alınan kararın yanlış anlatıldığını ve Kur'an kurslarını yasaklamadığını, ayrıca söylemlerin Kıbrıs içişlerine karışmak olduğunu belirtti.

Kıbrıs Türk Barolar Birliği Konseyi'na bağlı barolar "Yargı bağımsızlığı demokrasinin güvencesidir” başlıklı ortak açıklamasında şunları dile getirdi:

"Cumhurbaşkanı Erdoğan başta olmak üzere birçok yetkilinin, kararın içeriğini bilmeden ya da kasten çarpıtarak yaptığı açıklamalar, yargı organımıza yönelik ağır bir saldırıya dönüşmüştür. Yalan haberlere dayanılarak verilen kışkırtıcı demeçler, toplumda hınç ve linci körüklemeye yöneliktir. Tehdit ve hakaret dolu bir jargon kullanarak hedef göstermesinin de bir kırılma noktası olarak görülmektedir.”

Doğu Akdeniz Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü Başkanı Profesör Ahmet Sözen, iddiaların aksine Kur'an kurslarının yasaklanmasının söz konusu olmadığına dikkat çekti.

Sözen, mahkeme kararına ilişkin, "Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi, din eğitimi ve öğretiminin, devletin, eğitim bakanlığının gözetim ve denetimi altında verilmesi gerektiğine hükmediyor. Kuran kursu düzenleyemezsiniz diye bir şey yok. Hafızlık eğitimi yapılamayacağı kararı da değil bu. Karar, hafızlık eğitimi için bakanlıktan izin alınması, izin alındığı takdirde de bu eğitimin, KKTC Anayasası’nda da yazdığı gibi, bakanlığın gözetim ve denetiminde yapılması gerektiğine dikkat çekiyor” bilgisini aktardı.

Sözen ayrıca Erdoğan'ın cuma namazı çıkışında söylediği, "Türkiye'deki uygulama neyse Kuzey Kıbrıs da bunları uygulama safhasına geçirmek durumundadır. Bu yanlıştan süratle dönülmesi gerekir. Dönmediği takdirde bizim atacağımız adımlar da bundan sonraki süreçte farklı olacaktır bunu da bilmeleri gerekir" sözlerinin bağımsız bir devlete söylenemeyeceğini belirtti. Prof Sözen, "Başka bir ülke, örneğin Mısır, İran ya da Suudi Arabistan Türkiye'ye böyle bir yaklaşım sergilese, Sayın Erdoğan bunu kabul eder mi acaba?” sorusunu yöneltti.

PRIO Kıbrıs Merkezi'nden kıdemli araştırmacı Mete Hatay da 

Erdoğan'ın açıklamalarını eleştirdi, bunların son derece yanlış olduğunu dile getirdi.

Anayasa Mahkemesi'nin tartışmalara yol açan kararını aslında, AKP'ye yakınlığı ile bilinen Hizmet Sendika'sının özlük haklarıyla ilgili bir başvurusu üzerine aldığına işaret eden Hatay, bunun üzerine yaşanan gelişmeleri, "Ortada trajikomik bir durum var” sözleriyle değerlendirdi.

"Yani özetle hiçbir şeyden yorgan yakıldı. Kimse artık Anayasa Mahkemesi, Hafız kursu, Kur'an kursu konuşmuyor. Artık doğrudan Erdoğan ve Türkiye'nin ileri gelenlerinin buradaki yargıyı terbiye edercesine yaptıkları açıklamalar konuşuluyor” diyen Mete Hatay, Kıbrıs halkının ayrıca Türkiye'de iktidarın izlediği dini politikalardan da rahatsız olduğunu belirtti.

Alman Friedrich Ebert Vakfı’nın Kıbrıs Direktörü Profesör Hubert Faustmann'a göre Erdoğan yönetimi, dini okullar ve sayıları artan camiler yoluyla Kuzey Kıbrıs toplumunun daha dindar olmasını sağlamayı hedefliyor.

Faustmann, "Kıbrıslı Türkler, dünya genelindeki en seküler Müslüman toplum. Atatürkçü geleneğe sıkıca bağlılar, aynı zamanda adada 82 yıllık İngiltere yönetiminin getirdiği etkiler de var” gözlemini aktardı.

Haberin detayına buradan ulaşabilirsiniz