Akrep etmezdi Nükhet Duru’ya böylesini…

Romancılıkta “bildungsroman” denen bir alt tür vardır. Bir kişinin zaman içindeki gelişimini -ve değişimini, dönüşümü- anlatır. Onun altında ise “künstlerroman” dediğimiz bir başka tür bulunur. “Bildungsroman”dan farkı, burada bir sanatçının olgunlaşmasını okuruz.

Türk sinemacılığı, son yıllarında en büyük ilgiyi bu “künstlerroman” kategorisindeki senaryolara ayırdı: Kelebeğin Rüyası ile başlatırsak, Ayla, Naim, Müslüm, hatta Şampiyon… Bu filmlerin ortak özelliği ciddi bir gişe hasılatı da elde etmiş olmaları. Seyfi Dursunoğlu’nun hayatının anlatılacağı Huysuz gibi filmlerin de çekilmeye başlandığını geçenlerde gazete sayfalarında okudum.

Çok sevdiğim Nükhet Duru’nun Netflix’te bir filminin yayınlanacağını öğrendiğimde deyim yerindeyse havalara uçmuştum. Sonra bunun son albüm için yapılan “dokümanter” bir film olduğunu anladım. Netflix’te o kadar güzel örnekler var ki, eh ellerinde de Nükhet Duru gibi olağanüstü biri var… Artık buradan muhteşem bir iş çıkmaması mucize gibi gelmişti bana.

Ama o mucizeyle karşılaşmak beni büyük hayal kırıklığına uğrattı. Bir kere, o ilk sahne. “Ağaç kavuğunda yetişmedik abi,” diye yaya yaya konuşan bir Nükhet Duru görüyoruz ama bu bizim bildiğimiz Nükhet Duru değil, adeta kötü bir replikası, yapay, sahte. Nükhet Duru bunu söyleyebilir, aynı bu şekilde de söyleyebilir ama bunu belli bir sanatsal duyuş içinde vermeniz gerekir. Aksi takdirde, göze batan bir iğneden farkı olmaz.

Neyse, giriş sahnesini atlattık, devamında düzelir diye düşündüm. Bu kez de İstanbul görüntüleri girmeye başladı. Bitmek bilmemecesine. Tamam, bir belgeselde “dolgu malzeme” olur ama bir bağlam içinde yerleştirirseniz olur. Belgeselde konuşurken ağzından bir tek İstanbul kelimesi çıkmayan Nükhet Duru’yu ardı arkası kesilmeyen İstanbul görüntülerine boğmak kimin haddine!

Şehir görüntüleri bitmediği gibi şehrin seslerini de dinlemeye başladık. Kornalar, hiltiler, bütün bir şehir kaosu içinde. Bunların Nükhet Duru’nun sanatıyla alakası nedir? Son albümle alakası nedir? Akşam trafiği, bizim Bahariye Caddesinin bonibonları, pitoresk olduğu zannedilen kesitler… O esnada Nükhet Duru bir şeyler anlatıyor ama bize geçmiyor çünkü kötü bir kolaja maruz kaldığımız için görüntüyle sesi bağdaştıramıyoruz.

Nükhet Duru, ne zaman şarkı söylemeye başlasa belgeselin ivmesi roket gibi yükseliyor. Muhteşem bir ses, muhteşem bir yorum… Sonra, gene başlıyor bizim manasız görüntüler. “Hikâyesi Var” albümü ayakta duruyorsa bence bütün ağırlığı iki kolon çekiyor: Mabel Matiz’le birlikte söylediği “Nerde” ile Funda Arar’ın eşlik ettiği “Beni Benimle Bırak”. Maalesef, diğer şarkılardaki yorumcuların Nükhet Duru’nun çok gerisinde kaldığını düşünüyorum. Mabel’in “Nerde”si ile orijinal “Nerde” birbirinden çok farklı. Ama bu yeni versiyonu da oldukça güzel, çünkü şarkıyla Mabel, uyum sağlamanın ötesinde, birbirine geçmiş. Ata Demirer’i de ayrı tutabilirim belki ama diğer şarkıların ağırlığı “Mahmure”de yok.

Kenan Doğulu, Ceylan Ertem, Zeynep Bastık, Sıla gibi isimlerle birlikte söyledi şarkılarını Nükhet Duru. Bu isimlerin hiçbirine kötü şarkıcı diyemeyiz belki ama kimse kusura bakmasın, aralarındaki tek star Nükhet Duru. Mukayese edebilmek için Charles Aznavour’un “Duos” albümünü düşünelim. Aznavour’a kimler eşlik etti diye bakınca, Elton John, Sting, Celine Dion, Julio Iglesias, Placido Domingo, Nana Mouskori, Liza Minnelli, Dean Martin gibi hepsi “grand star” isimler görüyoruz. Bence albümdeki en büyük eksik buydu. Nükhet Duru’nun diğer isimleri taşıması gerekti.

Görebildiğim kadarıyla, Duru Olmak da bu akıbeti paylaşmış. Saçma sapan dolgularla, gürültülerle, hiçbir manası olmayan yamalarla doldurdukları belgesel, Nükhet Duru şarkı söylemeye başladığında bambaşka bir hale bürünüyor. Gerikalan zamanlarda ise biz ne olduğunu anlamaya çalışıyoruz. Gördüklerimizle işittiklerimizin alakası nedir?

Bir ayrı bölüm de “kulis görüntüleri” için açmak lazım. Tamam, böyle bir projede tabii ki kulisten görüntüler olacak. Bu görüntüleri izlediğimizde farklı, özel, sahici, samimi bir şey gördüğümüz için mutlu olmamız lazım. Duru Olmak’ın kulis görüntüleri de böyle değil maalesef. Kenan Doğulu, Kalben… İzleyenler, ne demek istediğimi anlayacaktır. Kulis görüntüsü bu değildir.

Nükhet Duru ve yaş almış bazı starlar, yeni kuşağa ulaşmakta korkunç bir zorluk çekiyorlar. Şarkılarının eleğin üstünde kalan birkaç tanesi gençler tarafından benimseniyor belki. Sonrasının unutuluşa terk edileceğinden korkmak için çok ciddi ve haklık sebepleri var. Benim anladığım, Nükhet Duru bu albüme ve belgesele işte bu kuşağa ulaşabilmek için he demiş. O yüzden de gençlerin gözünde parlayan isimlerle okumuş şarkılarını.

Nükhet Duru, bayağı hiçbir şarkıyı söylememiş, sadece satış olsun diye albüm çıkarmamış, biri hariç albümlerinde hep gerçek enstrümanlar kullanmış, sanat duyuşu çok yüksek bir isim. Bugün 15 ile 25 yaş arasındaki gençler, Duru Olmak ile Nükhet Duru’yu tanıyamazlar. Umarım tanıyamazlar da. Yanlış tanıyacaklar çünkü. Tanıdıklarını sanacaklar. Nükhet Duru, bu belgeselin de albümün de çok yukarısında, Türk pop müziği tarihinden silinmesi mümkün olmayan bir büyük star.


© Ahval Türkçe

Bu makale yazarın görüşlerini yansıtır. Ahval’in yayın politikası ve editoryal bakış açısı ile her zaman uyumlu olmak zorunda değildir.

Bu makale yazarın görüşlerini yansıtır. Ahval’in yayın politikası ve editoryal bakış açısı ile her zaman uyumlu olmak zorunda değildir.